Hayattaki Amacın Nedir?
Aristo, “insan toplumsal bir varlıktır” demişti ve bu düşüncesini insanların birlikte var olması düşüncesine dayandırıyordu. Geçmişten günümüze baktığımızda Aristo bu düşüncesinde çokça haklıydı. Sanayi devrimleri ve teknolojinin hız kesmeyen yükselişi medeniyeti belirleyen ana etmen olmakta, günümüzde ise değişime ayak uyduramayan kurum, kuruluş, firma, şirket veya devlet yok olup gitmektedir.
Peki, ya bireyi tekil olarak ele aldığımızda amacı nedir bu dünyada? Toplumların amacı belli; var olmak. Bireyin amacı da mı var olmak? Hayır! zaten varız. Amacımız var olmak değil; başka bir şey aradığımız, soyut olduğu aşikar. Çünkü insanın değerleri ile alakalı bu.
Daha önce “ne için varız” sorusuna insanın içindeki tefekkürle ve dönüşüm yolculuğunda, kendinde var olan şeyi bulmak ve kendini gerçekleştirmesinden bahsetmiştik. Şimdi de bu dönüşümün sağlanması için insanın ruhsal tekamülünü gerçekleştirmesinde gerekli değerlerden bahsedelim;
1-Acı
2-Cesaret
3-İyimserlik
4-Vicdan
5-Sevgi
Bir çocukta veya genç bir insanda tekamül arayamazsınız. Çünkü duygular ağır basar. genelde tercihler değil arzular ön plandadır. İstekler yön verir. Hayatın bir zamanında biriken duygular, düşünceler insanın anlağını kuşatır. Kişi dönüşümü isterse işte tam da burada ruhsal tekamül tetiklenir.
Acı: Halil Cibran, “İçimizdeki hekimin hasta nefsimizi tedavi etmekte kullandığı bir ilaçtır acı ” der. Ruhun olgunlaşması için acı şarttır. İnsanlar için bir şey varken herhangi bir acı çekmez, ancak yokluğunda acı çeker. Kaybolduğunda, yitip gittiğinde anlar değerini.
Nefsimiz bu dünyaya ilişkindir ve bu dünyadakileri arzular. Ancak nefsimizi dizginlemek elimizdedir. Akla amaç girerse, nefs amaç için evrilecektir.
Cesaret: Kişi söz söylemeye çekiniyorsa büyük endişeleri var demektir. Söyleyememek en büyük hatadır. Çünkü söyleyemediği şey hiçbir zaman yok olmaz, kaybolmaz en fazla bir müddet ertelemişsinizdir yani sonraya bırakmışsınızdır ama aklınızı hep kurcalayacaktır. Bu nedenle hep acı çekeceksiniz. Istırap gibi ve çoğu zaman bunun cesaretsizlikten ileri geldiğini bile anlayamıyor olacaksınız.
İster iş olsun ister özel hayatınız, her ikisinde de duygularınız var; Duyguları saklamak yanlış bir ilişki modelidir. Eğer doğru iletişim kurmak istiyorsanız her zaman o an ne hissediyorsanız onu söyleme veya duyguyu dışarı vurma cesaretini göstermeniz gereklidir. Aksi taktirde duygularınızı yansıtamamak yanlış anlaşılmalara ve yanlış ifade edilmeye kadar gider ve bu hayatınızı çıkmaz sokağa çevirir. Duygularını tanıyan insanlar hayatlarını daha iyi idare ederler ve ne karar vereceklerinden emindirler.
Cesaret ile ilgili diğer bir konu, kişinin ülküsü hakkındadır. Ne istediğini bilen kişi cesaretli kişidir. Engeller olsa da yılmaz, Fırtına ne kadar sert olsa da eğilmez.
İyimserlik: Bu dünyada haksızlıkta, kötülükte, eşitsizlikte, zorbalıkta var. Ancak bunlar doğada değil, bilinçte var olanlar. Aklın ve nefsin ürünüdürler. Ancak ruhsal tekamülü güçlü olan insanlar, başlarına ne gelirse gelsin, hayattan ne istediklerini bilirler ve tarih böyle insanlar yazmıştır çoğu zaman.
Sokrates: Felsefe yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. Bu kendisine ölüm getirse de ölümden hiç korkmadı. Adını hala günümüzde zikrediyor olmak ne kadar da önemli bir filozof olduğunu kanıtlıyor.
Mustafa Kemal Atatürk: Bir ulusun kaderini tüm zorluklara rağmen değiştirdi.
Nazım Hikmet: Siyasi düşüncesinden ötürü yaşamının çoğunu ya hapiste ya da sürgünde geçirmesine rağmen düşüncelerini söylemekten vazgeçmedi. Eserleri bir çok dile çevrildi ve şiirleri ödüller aldı.
Bu gibi bir çok insanın hayata bakışı hep iyimserdir. İyimserlikten beslenirler ve ülkülerini severler.
Vicdan: İnsanın tekamülünde önemli yer tutar. Çünkü yapılan veya yapılacak her işin öncesinde ve sonrasında başvurulan bir gönül makamıdır. İnsanın kendi kişisel özelliğine göre şekillenen vicdan, insanın gönül kapısıdır. Eğer kişi burada tüm duyguları süzgeçten geçirebilirse gönüllere girebilir yer edinebilir orada. Nitekim insanın nefsle edindiği kötülükler burada elekten geçirilir.
Bu dünyada olaylar ve olgular söz konusu ve akabinde duygular açığa çıkmaktadır. Kibir, küçümseme, memnuniyetsizlik, Kıskançlık, nefret, kin gibi duyguların vicdan eleğinden geçirilmesi gerekir. Ruhsal Olgunluğa erişmek isteyen, arif olmak isteyen kişi bu eleği kullanmasını her zaman bilir.
Sevgi: Çok büyük yer tutar insanın hayatında fakat ömrün çoğu onsuz geçer. Birçok insan yerine başka şeyler koyar.Genellikle dünyevi şeyler; mesela sıgara içer, ya da kişi yemek yemeye düşkündür. ve yahut kahveyi sever, kimi içkiyi, kimi süslenmekte kimi alışverişte kimi de sporda bulur aradığını.ama bunların hepsi birer avuntudur. Bahanedir. Amaç sevgidir. dünyevi şeyler tecrübe için gereklidir ancak ana amaç sevgiye ulaşmaktır. Sevginin kapasitesi sınırsızdır ve her insan sevmeye ve sevilmeye muhtaçtır. Bu kimi zaman aşkta, kimi zaman özlemde, kimi zaman ülküde kimi zamanda hayat yolculuğunda tezahür eder. Gönlüne sevgi girdiğinde karanlıkta ışık, esarette özgürlük, bittiğini sandığın anda umut olur.
Hep iyimser kalmanız dileğimle…